Metilasyon Mucizesi

Metilasyon Mucizesi

Arkadaşlar merhaba,

Bugün metilasyon döngüsü üzerine sizlerle düşünelim istedim

Neden birçok etken maddenin metil formu öneriliyor?

Metil üçlüsü gibi destekler var!!

Bu konu üzerine onlarca kitap yazılmış yurtdışında

‘’METHYLATİON MİRACLE’’ ismi

Ancak bizde yok.

Bazı çeviriler var.

BU KONU ÇOK ÖNEMLİ….

Neler var neler!! ne yanlışlar yapılıyor!!!

Ben tekrar tekrar okuyorum.

Anca netleşiyor.

Size de tavsiyem birkaç tekrar yapmanız…

Bildiklerinizi bir daha tartacaksınız bilimin terazisinde.

Son yıllarda bazı ilaçların “METİL”ilaveli etken madde içerdiğini biliyoruz..metilkobalamin,metilfolat…ve diğerleri…

Peki neden???

Buna ihtiyaç duyuldu.

Metformin, methoteraksat, niacin, antiasitler, PPI’lar

Probiyotikle ilgili çok çarpıcı bilgiler sizi bekliyor

Vaktiniz varsa başlayalım

Metilasyon, vücutta oluşan ve zarar verebilecek formasyonda olabilen bazı maddelerin atılma yolaklarından bir tanesidir. Metilasyon süreci bozulur ve yeterince metilleme yapılamazsa homosistein yükselir ve beraberinde bir çok hastalık oluşabilir.
DNA metilasyonu, insan genomunu değiştirir ve birçok hastalığa neden olabilir. Sağlığınızı nasıl etkilediğini öğrenmek için bu yazıyı okuyabilirsiniz.
Bize bir ömür tıkır tıkır hizmet eden bu harika yapılanmanın en önemli parçalarından biri de “metilasyon döngüsü”
Bu döngü çok ama çok mühim.
Bozulunca birden çok şey aksıyor.
Mesela neler mi?
Her şeyden evvel “homosistein” yükümüz artıyor. Neticede de sinir sistemi ve damarlarda dengeler altüst oluyor. Ayrıca depresyona eğilim başlıyor. Sonuç mu?

“Unutkanlık, konsantrasyon kaybı ve kafa karışıklığı” ile karakterize “sisli beyin” denilebilecek bir gelişme devreye giriyor. Metilasyon bozulunca kronik hastalıklara, kalp-beyin, damar hastalıklarına eğilim de artıyor. Bitmedi!

DNA ve RNA’nın üretimi bozuluyor. Genetik yapılanma tehdit altına giriyor.

Pek çok enzim, hormon (seratonin, dopamin, nörepinefrin) ve yaşamsal maddenin üretimi aksıyor.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok.

Metilasyonun eksikliği de fazlalığı da mühim dertler, önemli meseleler.

Peki nedir, neyin nesidir, nasıl anlaşılır metilasyon meselesi? Merak ediyorsanız buyurun…

METİLASYON TAKIMINDA KİMLER VAR

PEK çok organizasyonumuz gibi metilasyon sürecimizin düzgün işlemesi de takım oyununun zorunlu olduğu bir süreç. İyi bir metilasyon döngüsü, methionin, sistein gibi aminoasitleri; B6, B12, B9 (folik asit) hatta B1, B2, C vitamini gibi vitaminleri; magnezyum, selenyum, çinko, kobalt, bakır gibi mineralleri ve koenzim Q10’unun varlığını gerekli kılıyor. Bunlardan herhangi birinin eksikliğinde sistem altüst oluyor. O halde bunları düzenli kullanmak, bedeni bunlardan mahrum bırakmamak mühim bir mesele… Kanınızdaki homosistein, B12, folik asit, koenzim Q10, selenyum, çinko, seviyesi işte bu nedenle önemli ayrıntılar.
1. METİLASYONU ETKİLEYEN GENETİK MUTASYONLAR: MTHFR geninde ortaya çıkan noktasal mutasyonlar toplumda en sık görülen mutasyonlardandır
2. VİTAMİN VE MİNERAL EKSİKLİKLERİ: Metilasyon döngüsünde etkili olan en önemli iki besin öğesi vitamin B12 ve folattır. Bunun yanında metiyonin, sistein, taurin, DHA, çinko, magnezyum, potasyum, riboflavin, niasin, piridoksin, betain, kolin ve kükürt gibi diğer vitamin, mineral ve aminoasitlere de ihtiyaç vardır. Bu besin unsurlarının yetersizliği metilasyon döngüsünü bozabilir. Beslenme yanlışları ve sindirimi bozan durumlar da metilasyonda rolü olan elzem besin unsurlarının eksikliğine yol açabilmektedir. Şimdi bunları biraz daha detaylandırarak ele alalım.

Beslenme yanlışları: Yeterli miktarda sağlıklı yağ ve protein yenilmemesi ve aşırı karbonhidrat ve basit şeker tüketimi insülin direncine ve kronik enflamasyona yol açarak metil ihtiyacında artışa sebep olabilmektedir. İnsülin yalnızca glikozun değil aynı zamanda magnezyum, potasyum gibi minerallerin ve aminoasitlerin de hücre içine girişini sağlayan anabolik bir hormondur. Metilasyonun sağlıklı sürdürülebilmesi için koenzim görevini gören bu besin öğelerine hücre içinde ihtiyaç vardır. İnsülin direncinde reseptör duyarsızlığı ortaya çıkar ve insülin hormonu normal fonksiyonlarını yerine getiremez. Hücre içinde bulunması gereken bu elzem besin unsurları insülinin etkisizliğinden dolayı hücre içine giremezse metilasyonun bozulması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Vejeteryan ve veganlarda bazı aminoasitlerin ve B12 vitamininin eksikliğini sık olarak görmekteyiz. Bu besin öğeleri metilasyonun önemli unsurlarıdır. Eksikliklerinde metilasyonun bozulması kaçınılmazdır.

Sindirimi bozan durumlar: Sindirim yetersizlikleri de vitamin ve mineral emilimini bozarak metil eksikliğine yol açabilmektedir. Mide asit eksikliği, pankreas ve safra salgılarını bozan sebepler, SIBO, gluten, lektin, kazein vs. içeren gıdalara karşı olan intoleranslar sindirim işlevini bozar ve vitamin, mineral emilimini olumsuz yönde etkiler. Metilasyonda birçok vitamin ve mineralin koenzim olarak görev alır. Bu unsurların eksikliği metilasyonu önemli oranda olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
3- METİLASYONU BOZAN İLAÇLAR: Metilasyon sürecini değişik kademelerde bozan ve yavaşlatan ilaçlardan da kısaca bahsetmemiz gerekiyor. Şimdi bunlardan en önemlilerini biraz daha ayrıntılı olarak ele alalım.
Metotreksat (Methotrexate): Metilasyon döngüsünü ciddi olarak bozan ilaçların başında metotreksat gelmektedir. Ana akım tıp ekolü metotreksatı kanser tedavisinde ve immün sistem hastalıklarında antineoplastik ve immünsupressif (bağışıklık sistemini baskılayıcı) olarak kullanılmasını önermektedir. Bu ilaç metilasyon döngüsünde rol alan önemli enzimleri bloke ederek metilasyon döngüsünü adeta felç eder. Ayrıca DNA’nın yapımını da doğrudan bozar (antineoplastik etki). Vücut için çok önemli bir biyokimyasal işlem olan metilasyonu kökünden durduran bir ilacın tedavi seçeneği olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Özellikle bağışıklık sistemi hastalıklarında (otoimmün hastalıklar) metotreksat kullanımı ise yangına benzin dökmekten farklı bir davranış değildir. Otoimmün hastalıklarda zaten metilasyon ihtiyacı artmaktadır. Metilasyonu engelleyen bu ilacın kullanılmaması gerekmektedir.
– Metformin: İnsülin direnci ve Tip-2 diyabet hastalığında yaygın olarak kullanılan bir ilaçtır (glifor, glukophage, avandamet, diaformin, matofin vs). Metformin metilasyon döngüsünü bozan, doku asidozuna ve enflamasyona sebep olan bir ilaçtır. Metformin nasıl kronik enflamasyon yaratır, şimdi kısaca bunu açıklayalım? Enflamasyon yaratan en önemli vücut kimyasallarından birisi histamindir. Fazla histamini yok eden enzim ise DAO (diamin oksidaz) enzimidir. Metformin hem enzim seviyesinde, hem de gen seviyesinde DAO enziminin çalışmasını yavaşlatır. Enzimin yavaşlaması histamin birikimine ve buna bağlı olarak da enflamasyona yol açar.
Tip-2 diyabet ve/veya insülin direnci de vücutta kronik enflamasyon yaratır. Hal böyle iken hem metilasyonu baskılayan, hem de enflamasyonu tetikleyen bir ilacın kronik enflamasyonla seyreden diyabet ve insülin direnci gibi hastalıkların tedavisinde kullanılması ne yaman bir çelişkidir? İnsülin direncinde ve Tip-2 diyabette bilinçli bir beslenme planlaması ve olumsuz yaşam koşullarına dair yapılacak düzenlemelerin ilaçsız bir tedavi için yeterli olduğunu bilmenizi isteriz.
Niasin: “B3 vitamini” veya “nikotinik asit” olarak da bilinen niasin, metiyonin döngüsünü yavaşlatır, adeta bir fren gibi etki gösterir. Niasin bu özelliğinden dolayı metilasyon döngüsü üzerinde dengeleyici bir rol oynamaktadır. Başka bir sebepten dolayı veya bilinçsizce yüksek doz niasin kullanıldığında metilasyonun yavaşlaması sorun yaratabilmektedir. Niacin kan lipitlerini ve kolesterolü düşürmek için bazı hekimler tarafından tercih edilen ve kullanılan bir ilaçtır. Özellikle hiperlipidemi tedavisinde birinci sırada yer alan ilaçlardan bir tanesidir. Bu ilacın yaygın görülen yan etkilerine baktığımızda bu yan etkilerin neredeyse tamamına yakınının metilasyonun bozulması sonucunda ortaya çıktığını görebiliriz. Örneğin niasinin önemli yan etkilerinden olan ciltte alerjik döküntüler ve ülser bulgularının alevlenmesi metilasyonun bozulmasına bağlı olarak vücutta histaminin artması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Histamin hem alerjik cilt döküntülerine hem de mide şikayetlerine sebep olabilen bir vücut kimyasalıdır. Niasinin önemli yan etkilerinden bir diğeri de depresyona olan eğilimi artırmasıdır. Konunun daha önceki kısımlarında serotonin sentezi için metilasyonun önemini vurgulamıştık. Niasin metilasyonu yavaşlatınca serotonin seviyesinde düşme olmakta ve bu mekanizma üzerinden de depresyon riski artabilmektedir. Niasinin sık görülen bir diğer yan etkisi ise ortostatik hipotansiyondur. Dopamin, adrenalin ve noradrenalin sentezinde metilasyonun çok önemli bir rol oynadığını ifade etmiştik. Metilasyonun yavaşlaması tansiyon dengesi üzerinde etkisi olan (sempatomimetik) hormonların dengesini de bozabilmektedir. Bu örnekler dışında niasine bağlı olarak ortaya çıkan daha pek çok sorun olabilmektedir.
Bize göre niasin tedavide yalnızca tek bir amaç için kullanıldığında fayda sağlamaktadır. O da metilin çok yükseldiği “over metilasyon”(metilasyon fazlalığı) dediğimiz durumdur. Metili çok yükselmiş olan hastalarda metil seviyesini düşürmek için niasini bir antidot olarak kullanmaktayız. Bunun dışındaki herhangi bir hastalıkta yüksek doz niasinin kullanılmasını metilasyon döngüsünü yavaşlattığı için önermiyoruz. Yeri gelmişten burada önemli başka bir detayı daha vurgulamak isteriz. Detoks amacıyla yaygın olarak kullanılan spirulina da niasin içeriği açısından zengin bir supplementtir.
– Green coffee bean extract (yeşil kahve çekirdeği): Zayıflama amacıyla kullanılan besin takviyelerinin metil ihtiyacını artırarak metilasyona zarar verdiğine dair yayınlar vardır. Katekol içeriği açısından çok zengin olan yeşil kahve çekirdeği özü de metilasyon yolundaki maddeleri hızlı bir şekilde kullanarak metilasyonu olumsuz yönde etkiler.
Metilasyonu olumsuz etkileyen diğer ilaçlar: Anti asitler, proton pompa inhibitörleri (PPI), kortikosteroidler, östrojen içeren ilaçlar (doğum kontrol hapları), valproik asit (Depakin), karbamazepin (Tegretol), kolestramine (kolesterol ilacı) ve birçok antibiyotik de metilasyon döngüsünü bozarak metil dengesini olumsuz yönde etkiler. Yalnız burada özellikle şunu vurgulamamız gerekiyor: Yazımızı okuduktan sonra epilepsi ilacı kullanan takipçilerimizin ilaçlarını bırakmalarını kesinlikle önermeyiz. Böyle bir durum söz konusu ise doktorunuzdan yardım almanız gerekmektedir.
4- METİLİ TÜKETEREK İHTİYACI ARTTIRAN DURUMLAR:
– Bağırsak flora bozukluğu (disbiyozis): Bağırsak florasındaki bakteri türleri metilasyonu doğrudan etkileyebilir. Bazı bifidobakteri türleri folat sentezler, bazı laktobasillus türleri ise folatı tüketirler. Dolayısıyla disbiyozis hangi türlerin baskın olduğuna bağlı olarak metilasyon azlığına (hipometilasyon / under methylation) yol açabilir. Ayrıca katkılı gıdalar ve unlu şekerli besinler de bağırsak florasının bozulmasına ve bağırsak geçirgenliğine yol açarak başka bir yoldan immün sistemi uyarır ve kronik enflamasyona yol açabilir. Metilasyon sorunu yaşayan hastalarda bağırsak florasını düzenlemeye yönelik önlemler alındığında metilasyon dengesi yeniden kurulabilmektedir. Probiyotikli desteklerden yardım alın. Bu videoyu da izlemenize tavsiye ediyoruz!!
– Histamin içeren gıdalar: Her ne kadar probiyotikler histamin seviyesini düzeltebiliyorsa da, bazı probiyotikler histamin seviyesini yükseltir. Aşağıdaki listede probiyotiklerden kaçınılması gerekiyor.
Histamin intoleransında kaçınılması gereken probiyotik suşları:
• LACTOBACİLLUS CASEİ
• LACTOBACİLLUS BULGARİCUS
• LACTOBACİLLUS REUTERİ
• STREPTOCOCCUS THERMOPHİLUS
• LACTOBACİLLUS DELBRUECKİİ
• LACTOBACİLLUS HELVETİCUS
Vücutta histamin seviyesinin kronik olarak yüksek seyretmesi birçok vücut fonksiyonunu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yukarıdaki tabloyu dikkatlice incelediğinizde birbiriyle bağlantısı yokmuş gibi düşünülen birçok şikayet ve bulgunun yüksek histamin seviyesiyle bağlantılı olabileceğini görebilirsiniz. Birçok gıda yüksek oranda histamin içermektedir. Bunların aşırı miktarda yenilmesi, metil tüketimini artırarak metilasyon dengesini bozabilir. Histamini hücre içinde parçalayarak etkisiz hale getiren Histamin N-Metil Transferaz enzimi (HNMT) adından da anlaşılacağı gibi metile bağımlı bir enzimdir. Histamini parçalayarak yok eden bir diğer enzim de büyük kısmı bağırsaklarda bulunan DAO enzimidir. Yüksek histamin, yüksek metil tüketimi demektir.
Yüksek histamin içeren gıdaların arasında ilk sırada fermente ürünler gelmektedir. Son yıllarda bağırsak florasının desteklenmesine yönelik olarak fermente gıdaların bolca yenilmesi tavsiye edilmektedir. Bu gıdaların belli ölçülerde yenilmesi probiyotik desteği olması açısından faydalı olmasına rağmen fermente gıdaların aşırı tüketimi bu tür gıdaların içeriğindeki yüksek histamin sebebiyle metil tüketimini artırarak göreceli bir metil eksikliğine yol açabilmektedir. Aslında histamin intoleransı dediğimiz klinik tablo da dolaylı olarak bir metilasyon sorunudur. Yine histamin içeriği yüksek olan bekletilmiş kemik suları, bekletilmiş gıdalar, sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri, şarap vs. gibi birçok gıdanın da metil tüketimini artırdığını bilmenizi isteriz.
– Uzamış ve/veya kronikleşmiş stres ve anksiyete: Stresle ilişkili hormonların yapımı ve yıkımı metil ihtiyacını önemli oranda artırır. Biopterin döngüsünde birçok hormon ve mediyatörün yapımında metilasyonun önemli bir rol oynar. Yine biopterin döngüsüyle bağlantılı çalışan üre döngüsünün aksaması da amonyak seviyesinin yükselmesine sebep olarak “beyin sisi” olarak ifade ettiğimiz mental sıkıntılara ve başka birçok soruna daha yol açabilmektedir.
Otoimmun hastalıklar: Otoimmün hastalıklar kronik enflamasyon zemininde ortaya çıktığı için bu hastalıkların tamamında metil tüketimi önemli oranda artmaktadır. Aşağıda sıraladığımız otoimmün hastalıklarda metil eksikliğine bağlı sorunlar da sıklıkla hastalık tablosuna eşlik edebilmektedir. (Crohn hastalığı, ülseratif kolit, çölyak hastalığı, Hashimoto tiroiditi , Graves hastalığı , Tip 1 Diyabet, otoimmün atrofik gastrit, Addison hastalığı, primer biliyer siroz, kronik aktif hepatit, membranöz glomerulonefrit, otoimmün hemolitik anemi, pernisiyöz anemi, otoimmün trombositopeni, multipl skleroz, myastenia gravis, psöriazis, Good-Pasture sendromu, otoimmün orşit, SLE (Sistemik Lupus Eritematozus), romatoid artrit, Sjögren sendromu, polimiyozit, dermatomiyozit, Reiter sendromu, skleroderma, iltihabi miyopati, sistemik sklerozis, poliarteritis nodoza vb)

Alkol ve sigara kullanımı: Alkol folat seviyesini düşürerek ve metiyonin sentaz (MS) enzimini inhibe ederek metilasyonu bozar. Vücudun en kıymetli antioksidanlarından olan glutatyonun rezervleri de süratle tüketilir. Alkol sonrası ertesi gün baş ağrısı, bitkinlik, enerji düşüklüğü gibi şikayetlerin vücuttaki metilin ve antioksidanların tüketilmesiyle yakından ilişkisi vardır. Sigara kullanımı da metil ihtiyacını artırır.

– Çevresel toksinler: Östrojen yüksekliği, xenobiotikler (östrojen benzeri kimyasallar), ağır metaller, ayrıca havada, suda, yiyeceklerde, kozmetiklerde ve her türlü kişisel eşyada bulunabilen kimyasallar ve toksinler metil ihtiyacını artırır.

Hareketsiz yaşam: Düzenli egzersiz yapmayan insanlarda metilasyon sorunları daha sık olarak karşımıza çıkmaktadır. Egzersizin BHMT geninin ekspresyonunu arttırdığı ve homosistein yüksekliğini azaltabileceği gösterilmiştir. 2014 yılında yayınlanan bir başka çalışmada, günlük düzenli fiziksel aktivite yapan kişilerin homosistein seviyelerinde düşme olduğu tespit edilmiştir. Düzenli egzersiz yapmayan kişilerin ise seyrek olarak egzersiz yapmaları durumunda homosistein değerlerinde düşme değil tam tersine yükselme olduğu belirtilmektedir.

Kronik enfeksiyonlar: Birçok kronik bakteriyel ve viral enfeksiyon enflamasyona sebep olarak vücudun metil ihtiyacını artırır (Ör: Lyme hastalığı, tüberküloz, viral hepatitler vs)

Peki, metilasyon sorununa tedavi yaklaşımı nasıl olmalıdır?

Günümüzde metil-folat, metil-cobalamin (metil-B12), SAMe gibi ilaçlar metilasyon sorunu olan hastalarda metil eksikliğini tamamlamak amacıyla kullanılmaktadır (metil donörü/metil vericisi). Bu ilaçlar tamamen masum değildir ve el yordamıyla, bilinçsizce kullanılması durumunda ciddi sorunlara yol açabilmektedir (Metil taşması/Over metilasyon). Metil içeren preparatları kullanmadan önce metil eksikliğinin kesin olarak teyit edilmesi gerektiğini özellikle vurgulamak isteriz.

Metil-folat, metil-cobalamin ve SAMe içeren ilaçların son dönemlerde bilinçsizce ve el yordamıyla kullanımının arttığını gözlemlemekteyiz. Sosyal ağlardaki bazı gruplarda metil-cobalamin formunda olan B12 takviyelerinin kullanılmasının daha faydalı olduğuna dair bilinçsiz yönlendirmeler vardır. Sosyal ağlarda hekim olmayan kişilerin metil takviyesi önerisinin yanı sıra maalesef bazı meslektaşlarımızın da bilinçsizce yaptığı metil takviyeleri hastalarda ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Gen mutasyonu için yapılan genetik testlerin ucuzlaması ve giderek daha kolay yapılabilir hale gelmesi de metil içeren ilaçların kontrolsüzce kullanımına sebep olmaktadır. Aslında Dünya’da da durum çok farklı değildir. Bu ilaçların kullanımı ülkemizde olduğu gibi diğer ülkelerde de yaygınlaşmıştır. Ancak şunu bir kere daha vurgulayalım: Metil grubu içeren ilaçların gereksiz ve kontrolsüz bir şekilde kullanımı fayda sağlamak yerine sağlığı bozabilmektedir.

Metilasyonda rolü olan herhangi bir gende mutasyon tespit edilmesi bu kişilerin mutlak bir şekilde metil ihtiyacı olduğu anlamına gelemeyeceğini daha önce de söylemiştik. Metilin eksikliği kadar fazlalığı da sorun yaratmaktadır. Metil eksikliği (hipometilasyon / under-metilasyon) birçok farklı problemle ilişkiliyken, metil fazlalığı da (hipermetilasyon / over-metilasyon) aynı derecede pek çok probleme yol açabilmektedir. İdeal olan metilasyonun dengede olmasıdır. Aşağıdaki tabloda metilasyon fazlalığında ve metilasyon eksikliğinde ortaya çıkabilen şikayet ve bulguları sıraladık. Bazı şikayetlerin hem metil eksikliğinde, hem de metil fazlalığında görülüyor olması sanırım sizin de dikkatinizi çekecektir. Bunda şaşıracak birşey yok. Metil fazlalığı metilasyonda görev alan bazı enzimleri yavaşlatır ve sanki metil eksikliği varmış gibi bulgulara yol açabilir.

Vejeteryanlarda ve B12 emilimi bozuk olan yaşlılarda folat ve B12 vitamini arasındaki denge bozulduğunda bu durumun da zararlı etkilerinin olduğu görülmüştür. Metil-folat normal düzeylerde iken birçok enzimi aktive ederek metilasyonu desteklerken normalin üzerindeki artışının ise bu kez aynı enzimleri inhibe ederek metilasyonu engellediği bilinmektedir. Hayvanlarda yapılan bir çalışmada hem folat eksikliğinin hem de aşırı takviyenin DNA hasarına neden olduğu gösterilmiştir. B12 eksikliği olan yaşlı erişkinlerde aşırı folat alımının sinir hasarına yol açtığı ifade edilmektedir. Kadınlarda menopoz sonrasında folik asit metabolizması yavaşlayabilmektedir. Plazmada folik asit değerlerinin artması bağışıklıkla ilgili hücre aktivitesini azaltmakta ve toksik etkiye yol açabilmektedir. Aşırı folik asit desteğinin çocuklarda otizm için bir risk faktörü olabileceğini belirten yayınlar da vardır. Bu çalışmalar da göz önüne alındığında metil takviyelerinin el yordamıyla kullanılmasının doğru olmadığını bilmenizi isteriz.
Peki, tedavi nasıl yönetilmelidir?

Metilasyon sorunu yaşayan hastalarda ilk olarak metil ihtiyacını artıran faktörler tespit edilmeli ve öncelikle bunlara yönelik olan tedbirler alınmalıdır. Ancak yine de bazı vakalarda metil eksikliğinin yarattığı enflamasyonu düzeltebilmek ve içine girilen kısır döngüden hızlı bir şekilde çıkabilmek için metil desteği (metil folat veya metilcobalamin) gerekli olabilmektedir. Bu takviye sürecinde hasta yakın takip altında tutulmalı ve metil taşmasına fırsat verilmemelidir. Hastaların klinik durumunun iyileşmesiyle birlikte metil ihtiyacının giderek azalacağı da göz önüne alınmalı ve over-metilasyon bulguları ortaya çıkmadan önce zamanında doz azaltma ve ilacı kesme yoluna gidilmelidir.

Metilasyon ve Sağlığımız

Homosistein tahlillerde yüksek çıkarsa, bu o kişide metilasyon bozukluğu olduğunu gösterir.
Basitçe bir karbon (C) ve 3 hidrojen atomundan oluşan bir metil (-CH3) molekülünün hayatımızda çok önemli rolü bulunur. Yaşamımızın her saniyesinde metil moleküllerinin bir yapıdan başka bir yapıya taşınma işlemi milyonlarca kez tekrarlanır, bu işlem ile de metilasyon meydana gelir.
Peki nedir bu metilasyon ve neden metilasyon sağlığımız için çok değerli?
Metilasyon ile genetik şifrelerimiz olan DNA düzenlemesi (aktivasyon/inaktivasyon) yapar, vücudumuzdaki toksin ile bazı hormonların ve meydana gelen atıkların temizlenmesi desteklenir, ana enerji kaynaklarımızdan biri olan ATP üretilmesinde önemli rol alır, vücutta meydana gelen inflamasyonu (uzun sürdüğünde kronik hastalıklara sebebiyet veren iltihapsız bağışıklık sistemi yanıtı) kontrol altında tutar ve sağlıklı bir metilasyon özellikle kan damarlarının hasarına neden olabilen homosistein adlı aminoasitin (proteinlerin en küçük yapı taşı) düşük seviyede kalmasına sebep olur. Bunlar sadece birkaçı; bunun dışında da rol aldığı önemli yolağa katkıda bulunur.
Bu noktada saniyede milyonlarca kez nerdeyse tüm hücrelerimizde meydana gelen metilasyon (aslında namı diğer metiyonin) döngüsünde 1932’de varlığı tespit edilen homosistein aminoasiti aslında çok kritik bir noktada yer alır ve bunu basitçe tetkik ederek düzeyini ölçebiliyoruz.
Stres, yetersiz ve çöp denebilecek kadar (işlenmiş, yoğun katkı maddeleri eklenmiş) gıdalarla beslenme (bu durumda önemli vitaminler (özellikle B ve C) ve minerallerin (çinko, demir, selenyum, vb) emilimi bozulmakta) ve toksinler (ağır metaller, alkol, sigara vb), bazı ilaçlar (antasitler, metformin, doğum kontrol hapları, vb) yoğun kahve tüketimi, serbest radikallerin (yani vücuttaki oksitlenme, paslanmanın) artması homosistein yüksekliği ile direkt ilişkili olduğu bilinmektedir. Homosistein yüksekliği ile birliktelik gösteren hastalıkları aslında tek tek sıralamakta zorlanabiliriz. Çünkü metilasyon bozukluğu birçok mekanizmayı da etkilemektedir. Ancak özellikle bazı otoimmün hastalıklar, kansızlık, sinir iletim bozuklukları, kanser, otizm, davranış ve düşünme bozuklarıyla ilerleyen psikiyatrik rahatsızlıklar ile hormon dengesizlikleri metilasyon bozukluğuna bağlı meydana gelebilen hastalıklardan sadece birkaçı olarak göze çarpar.

Folat (vitamin B9) ve vitamin B12 (kobalamin) metiyonin döngüsünde, kritik öneme sahip iki vitamin olarak dikkatimizi çekiyor. Metiyonin döngüsünde Homosistein aminoasidinin metiyonin aminoasidine dönüşümünde folat ve vitamin B12’nin aktifleşmiş formları görev alarak vücudumuzun yukarıda bahsettiğimizin en önemli metil vericisi olan ve metilasyon fonksiyonunun en değerli son ürünü olan SAM (S-adenozil metiyonin) meydana getirilir. Demek ki folat ve vitamin B12 eksikliği, bu hususta diğer vitaminler ve minerallerden bir adım önde. Yani basit bir kan sayımında tespit edilen bir makrositer (büyük hücreli alyuvarların olduğu) aneminin -ki fonksiyonel vitamin B12 eksikliğinin yıllar sonra çıkabilen geç bir bulgusudur – sadece basit bir vitamin B12 eksiği olmadığı, aslında buzdağının altında önemli metilasyon kusurlarının olabileceğini öngörebilmelidir hekim. Vitamin B12 ve folat eksikliği kanda homosisteini yükseltir. Yukarıda saydığım ve sayamadığım birçok kronik hastalık için ipucu olabilen bu basit ve yüksek maliyetli olmayan testin sırf bir hastalığı direkt işaret etmiyor diye hastaların yıllık değerlendirme (çekap) paketine koymamak doğru mu. Ama yapılan birçok bilimsel çalışma, homosistein yüksekliğinin artmış Alzheimer riski ile kalp damar hastalıklarından ve kanserden ölüm oranında artışı işaret ediyor.

Diğer yandan homosistein yüksekliği ile karakterize metilasyon bozukluğunda sinir liflerinin miyelinizasyonu (sinir kılıflanması) ve nörotransmitter (sinir iletiminde görev alan moleküller) de bozulmaktadır. Yine son zamanlarda otoimmün mekanizmalarla ilişkilendirilen yaşlanan toplumun ve çağımızın vazgeçilmezi Alzheimer’da ve koruyucu kan-beyin bariyerinin bozulması ile ortaya çıkan geçirgen beyin sendromu da metilasyon kusuru marifetlerindendir.

Kabaca öğrendik ki folat ve özellikle vitamin B12 eksikliğinde metilasyon bozuluyor. Biz bu vitaminlerin miktarını kanda ölçebilir ve eksikliğini giderebiliriz. Peki kanda yeterli olduğu halde hala metilasyon kusuru belirtileri olanlar ya da eksikliği gidermek için destek vermenize rağmen hala değerler makul sürede yükselmiyorsa? Bu durumda da folat ve metiyonin döngülerinde iş gören enzim ve fonksiyonların yetersiz olduğunu anlayabilmemizi sağlayan daha özel testlere yönelmemiz gerekiyor. Bunlardan biri kan veya idrarda metil malonik asit (MMA) (hücredeki bir organel olan mitokondri içinde vitamin B12 yardımıyla enerji üretimi için kullanılan madde). Eğer MMA yüksek tespit edilirse fonksiyonel olarak vitamin B12 iş görmüyor demektir. Diğer yandan seyrek te olsa görülebilen ama akılda tutulması gereken bir genetik bozukluk (polimorfizm) ile aktif olmayan folatın, aktif formu olan metil folata dönüşmesi sırasında görevli enzimin (metil tetra hidro folat redüktaz (MTHFR)) çalışmaması durumu.

Artık metilasyon ve bozukluğunu nasıl tanıyabildiğimizi öğrendiğimize göre çözümünü de bu yoldan verelim.. Fonksiyonel tıbbın hedefi her bireye özgü organizmasındaki hastalığın altında yatan nedenleri bulmak, eksik olanı yerine koyma fazla olanı çıkarmak ve hastalığını geldiği yol üzerinden geri çevirmeye yönelik bir yaklaşımdır.

Metilasyon kusurunda da eksik olan folat ve vitamin B12 eksikliğini (bazı kişiler için ve çoğunlukla bunların aktif formları olan metilfolat ve metil kobalamin) gidermek, homosisteinin yükseliğini (ideali 6 – 8 mmol/L) kontrol altında tutmak. Hem aktif olmayan hem de aktif olan folat ve vitamin B12 preparatları piyasada bulunabiliyor. Ama bunların haricinde:

Metilasyon kusurunun düzeltilmesinde önemli ipuçları:

1. En koyu yeşil yapraklılarla beslenin: Ispanak, pazı, karadeniz lahanası, dereotu, roka, kale, brokoli, vb

2. B vitaminlerinden zengin diğer gıdalar tüketin: Ayçekirdeği ve buğday rüşeymi; karnabahar ve brokoli; balık ve yumurta; peynir ve süt; fasulye ve ceviz ; koyu yeşil yapraklı bitkiler; badem, tam tahıllar; et ve karaciğer.
Hazırladığımız şemadan yararlanabilirsiniz.
3. Hayvansal protein, doymuş yağ ve şekeri azaltın: Hayvansal proteinler homosisteini yükseltebilirken, şeker ve doymuş yağ vitamin depolarını tüketir.
4. Mümkün olduğunca işlenmiş, rafine edilmiş ve kutulanmış hazır gıdalardan uzak durun
5. Yoğun kahve (kafein) tüketiminden kaçının: Fazlası vitamin B seviyelerinizi düşürür
6. Alkolü haftada 3 ile sınırlandırın: Fazlası vitamin B seviyelerinizi düşürür
7. Sigara kullanmayın: Sigara vitamin B6’yı inaktive eder.

8. Metilasyonu bozan ilaçlardan sakının: Antasitler, metformin, metotreksat, doğum kontrol hapları, karbamazepin, hidroklorotiyazid

9. Azalmış mide asidini engelleyin: Yaşlanma, mide koruyucu ilaçlar (antasit ve proton pompa inhibitörleri ve midenin asit salgılanması bozan durumların tespiti. Bu durumlardan kaçınırken yetersiz mide asidinin (bitkisel sindirim yardımları ve mide asidi alarak) desteklenmesi gerekir.

10. Antioksidanların ve vücudumuzdaki antioksidan enzimleri destekleyen beslenme tarzının sürekliliği. Ayrıca antioksidan sistemde önemli rolleri olan magnezyum ve çinkonun takviye edin. Magnezyum hakkında bu videoyu izlemenizi tavsiye ederiz.

Sağlık ve Mutlulukla Kalın…

Kaynaklar:

1. https://www.genome.gov/about-genomics/fact-sheets/Epigenomics-Fact-Sheet

2. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26952518/

3. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27130656/

4. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17654449/

5. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21867484/

6. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27888505/

7. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3405985/

8. Finkelstein JD: The metabolism of homocysteine: pathways and regulation. Eur J Pediatr 1998; 157 (suppl 2): S40-4

9. Atasoy M. Kavramlar ve Temeller: Metilasyon/ Vitamin B12, MMA ve Homosistein. Sy 143-151. Fonksiyonel Tıp Kitabı. 2018

10. Sucu M, Karadede A, Toprak N. Homocysteine and Cardiovascular Disease. Turk Kardiyol Dern Ars. 2001; 29(3): 181-190

11. Mandaviya PR,Stolk L, Heil SG. Homocysteine and DNA methylation: a review of animal and human literature. Mol Genet Metab. 2014 Dec;113(4):243-52.

12. Shen L, Ji HF. Associations betweenHomocysteine, Folic Acid, Vitamin B12 and Alzheimer’s Disease: Insights from Meta-Analyses. J Alzheimers Dis. 2015;46(3):777-90.

13. https://drjockers.com/mthfr-gene-mutation/

14. https://2gym.net/metilirovanie-dnk-2

15. https://dnkom.ru/o-kompanii/stati/dnk-test/rol-protsessov-metilirovaniya-v-podderzhanii-zdorovya/

16. https://www.yamansaglam.com/metilasyon-paneli-testi-ile-kisisellestirilmis-tedavi.html

Yorumlar

1 yorum
  • İyi günler detaylı bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Yazının bazı kısımlarında cümleler Dr. Goksin Balımsın sayfasindakilerin birebir aynısı olduğunu farkettim. O 2018 de siz 9 ay önce yayinlamissiniz. Referanslarda onun ismine rastlamadım. Kendisiyle bir bağlantım yok. Fakat emeğe saygı açısından bu sorunu düzeltmesini rica edeceğim. Saygilar

Youtube

[youtube-feed channel=UCE_aLMv273svaKcW_UINhZA subscribetext="Abone Ol" layout="list" num=3]

Eczacı Farkıyla

Eczacı Farkıyla vitamin ve mineraller, ilaçlar, besin destekleri, kozmetik ürünlerle ilgili tüm bilgiler; ve topluma koruyucu halk sağlığı için bilgilendirme ve destek amacıyla sizlerleyiz…