AĞRI KESİCİLER NASIL ÇALIŞIR? AĞRI KESİCİ HAPLARI AĞRININ NEREDE OLDUĞUNU NASIL ANLAR? AĞRI KESİCİ İLAÇLARIN FARKLARI NELERDİR? HANGİ AĞRIDA HANGİ İLAÇ KULLANILIR?

AĞRI KESİCİLER NASIL ÇALIŞIR? AĞRI KESİCİ HAPLARI AĞRININ NEREDE OLDUĞUNU NASIL ANLAR? AĞRI KESİCİ İLAÇLARIN FARKLARI NELERDİR? HANGİ AĞRIDA HANGİ İLAÇ KULLANILIR?

Bu sorularının cevaplarını siz de merak ediyorsanız bu yazıyı okuyun lütfen..
Ağrı bizim vücudumuzda aslında bizi uyaran bir alarm sistemidir: bir sıkıntı olduğunda çalan alarmdır: "burada bir şeyler ters gidiyor,
buraya bak." Diye sinyal verir. Bazı tedavilerde ağrı beklenilen bir durum olduğundan (kronik hastalıklar, iltihap, yaralanma, travma
veya ameliyat sonrası ağrı) ve rutin hayata devam etme ihtiyacı olduğundan insanoğlu ağrı kesici kullanmak zorunda kaldı.
Etkiye göre ağrılar, nöropatik ve nosiseptif olabilir. Nöropatik ağrı, sinir iletimi bozulduğunda ortaya çıkar: sinirlerin sıkışması, hasar
görmesi, beynin ağrı sinyalini işleyememesi gibi durumlarda.
Nosiseptif ağrı, doku hasarına bağlı olarak ağrı reseptörlerinin uyarılmasından kaynaklanır. Ağrı duyularının çoğu nosiseptiftir.

Ağrıyı nasıl hissederiz?
Bir şey acı verdiğinde, vücut bize hasarın oluştuğunu ya da hasarın meydana gelmek üzere olduğunu söyler. Doku hasar gördüğünde,
örneğin parmak kesildiğinde, etkilenen hücreler SOS sinyalleri gönderir. Yani vücudumuz özel sinyal molekülleri üretir. Birçok çeşidi var,
ancak en önemlileri prostaglandinlerdir.

Bu moleküller hücre zarının bir parçası olan lipitlerden elde edilir. Hücre zarı hasar gördüğünde, bileşimindeki yağ asitlerinden biri olan
araşidonik asit, enzimlerin kullanımına açık hale gelir. Siklooksijenaz enzimleri 1 ve 2, araşidonik asidi sinyal molekülleri olan
prostaglandinlere dönüştürür.
Ağrı reseptörleri etraflarında çok fazla prostaglandin bulunduğunda bunu beyne bildirirler. Kesilen parmağın kenarından sinirler
boyunca omuriliğe ve oradan da beyne bir elektriksel uyarı gelir.
Cildin yüzeyinde çok fazla sayıda ağrı reseptörü vardır, iç organlarda daha azı bulunur, bu nedenle iç organlar arasında neyin acı
verdiğini tanımlamak daha zordur.
Omurilik koşulsuz reflekslerin merkezidir. Mesela Bir sıcaklık sinyalini aldıktan sonra, beynin katılımı olmadan kasları kasmak için anında
elini sıcak nesneden geri çekme emri gönderir. Aynı zamanda omurilikte hafif ağrının geçmesine izin vermeyen özel internöronlardan
oluşan bir “geçit” vardır. Bu sistem, beynin tüm ağrı reseptörlerinden gelen sinyallerle uğraşmaması, yalnızca en önemlilerini alması için
çalışır, yani sinyalin şiddetine göre beyimize bildirir veya bildirmemeye karar verir. Bu inhibitör nöronlar, dürtü iletimini bloke eden
nörotransmiterler olan endorfinleri veya gama-aminobütirik asit (GABA) salgılarlar, bunlara bizim vücudumuzun ürettiği ağrı kesiciler
diyebiliriz. Bu yüzden Omurilik seviyesindeki ağrıyı hafifletmek için bu nörotransmitterlere benzer maddeler kullanılır.

Endorphin (C10H12N2O)

Fakat Ağrı sinyali yeterince şiddetliyse geçitten geçer ve omurilik üzerinden beyne gider. Ardından hipotalamusa ve serebral kortekse
(beyinin bir bölgesi) gider. Şiddetli ağrı aynı zamanda korteksin bir bütün olarak çalışmasını bloke eder, böylece vücuda sorunu çözmesi
gerektiğinin sinyalini verir.
Peki Bu zincirde ağrı kesicilerin yeri neresi?
– Birincisi prostaglandin (ağrı sinyalini veren molekül) üretimini bloke etme aşamasıdır. Parasetamol ve ibuprofen gibi etken maddeli
ilaçlar bu şekilde işe yarıyor.
– İkincisi, sinir uyarısı iletim yolu boyunca lokal anestezikler etki eder.
– Üçüncüsü, omurilikte en güçlü ağrı kesiciler olan opioid analjezikler beyine giden sinyal yolunu bloke ederek çalışır.
Sırasıyla eylemlerine bakalım.

1-Opioid olmayan analjezikler
Bunlar, parasetamol ve steroidal olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) – ibuprofen, aspirin, metamizol, naproksen, diklofenak,
selekoksib ve diğerleri. Parasetamol ve NSAID’ler hafif ile orta şiddette ağrıyı azaltmak, iltihabı azaltmak ve ateşi düşürmek için kullanılır. Bağımlılık yaratmazlar. Bu nedenle opioid olmayan analjezikler dünya çapında en çok kullanılan ilaçlar arasında yer
almaktadır.
Periferik sinir sisteminde etki ederler; siklooksijenaz 1 ve 2 enzimlerini bloke ederler ve böylece araşidonik asidin prostaglandinlere
dönüşmesini engellerler. Yeterli prostaglandin olmadan ağrı reseptörleri çalışmazlar, yani ağrı yokmuş gibi davranırlar.
Klasik analjezikler her iki siklooksijenaz enzimini de inhibe eder, ancak tek ağrı olan yerde değil, tüm vücutta. Ve bu aslında bir sorundur
çünkü siklooksijenaz(1) enzimi kan pıhtılaşımını ve midede mukus oluşumunu azaltır, bu nedenle uzun süreli veya fazla analjezik
kullanımı mide bulantısı, ishal, mide kanaması gibi yan etkilere neden olabilir.
Devamlı ağrı kesiciyi kullanma durumlarında yan etkilerden kaçınmak için, yalnızca siklooksijenaz(2)‘yi seçici olarak inhibe eden
analjezikler bulunmuştur . Bu ilaçlar selekoksib, etorikoksib, rofekoksib, parekoksib etken maddeleri içeren ilaçlardır: Celebrex 300mg
veya Selgyn 300mg örnek verilebilir.
Antiinflamatuar ilaçlar, ağrı bölgesindeki iltihabı (şişliği) azaltarak çalışır. Örnekler şunları içerir:
-Parasetamol (Asetaminofen)
Parasetamol ateşi düşürmek için kullanılır ve hafif ila orta dereceli ağrı ve ağrıların yönetilmesine yardımcı olabilir. Parasetamolü tablet,
kapsül, sıvı veya suda çözünen tabletler olarak alabilirsiniz. Bir saat içinde çalışmaya başlamalı ve yaklaşık beş saat sürmelidir.
Parasetamol çoğu insan için güvenli olsa da, başka bir sağlık sorununuz varsa doktorunuz parasetamol kullanmamanızı tavsiye edebilir.
Bel ağrısı veya osteoartrit gibi sorunlarınız varsa tek başına parasetamol almak en etkili tedavi olmayabilir.
Parasetamol’ü ibuprofen veya aspirin gibi NSAID’lerle veya kodein adı verilen başka bir ağrı kesiciyle birlikte alabilirsiniz.
Ancak migren, öksürük, soğuk algınlığı ve grip ilaçları veya bileşik ağrı kesiciler kullanıyorsanız dikkatli olun çünkü bu ilaçlar genellikle
zaten parasetamol içerir.
Çok fazla parasetamol almak karaciğer yetmezliğine neden olabilir.
Parasetamol yardımcı olmuyorsa, sağlık uzmanı egzersiz programı, fizyoterapi veya daha güçlü bir ağrı kesici türü gibi diğer tedavileri
önerebilir.
-NSAID’ler
NSAID’ler veya steroidal olmayan antiinflamatuar ilaçlar, kemikleriniz ve eklemleriniz etrafındaki ağrı, ateş ve şişlik veya sertlikten kısa
süreli kurtulmak için önerilir.
NSAID’leri kullandıktan sonra bir saat içinde biraz rahatlama hissetmelisiniz, ancak tam faydayı hissetmeniz birkaç gün veya hafta
sürebilir.
İbuprofen veya aspirin gibi NSAID’leri kullanabilirsiniz.
Bu ilaçlar özellikle uzun süre kullanıldığında yan etkilere neden olabilir. Ağrınızı tedavi etmek için muhtemelen size mümkün olan en
düşük dozda bir NSAID reçetesi verilecektir.

NSAİD’lere örnek olarak:
İbuprofen
• NUROFEN 200 mg kaplı tablet
• BRUFEN 600 mg film kaplı tablet
Ketoprofen
• Bİ-PROFENİD 150 mg tablet
• FASTJEL %2.5 Jel
Piroksikam
• TERAPİX %0.5 jel
• FELDEN FLASH 20 mg tablet
Aspirin
• ASPİRİN 100 mg tablet
• ECOPİRİN 100 mg enterik kaplı tablet
Naproksen
• APRANAX 275 mg film kaplı tablet
• NAPROSYN %10 jel
Diklofenak
• DİKLORON 100 mg Retard Film Tablet
• DİCLOMEC %1.16 jel
İndometasin
• ENDOL 25 mg kapsül
• ENDOL 100 mg suppozituar
Selekoksib
• CELEBREX 200 mg kapsül
• CELGYN 200 mg kapsül
NSAID’ler herkes için uygun olmayabilir. Kimlere uygun olmadığını aşağıda maddeler halinde yazılmıştır.
-65 yaş üstü, hamile olabilirsiniz veya emziriyorsunuz, astım veya alerjiniz var, bir NSAID’e reaksiyon gösterdiyseniz sizin için uygun
olmayabilir.
-Midenizde ülser veya kanama olduysa, kalbiniz, karaciğeriniz, böbrekleriniz, kan basıncınız veya dolaşımınızla ilgili sorunlar
yaşadıysanız, başka ilaçlar alıyorsanız, felç geçirdiyseniz sizin için uygun olmayabilir.

-Mideniz, bağırsaklarınız veya ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi bağırsaklarınızla ilgili sorunlarınız varsa,
-Kan basıncınız, dolaşımınız veya kanamanızla ilgili sorunlar varsa,
-Lupus gibi bağ dokunuzu etkileyen bir rahatsızlığınız varsa,
-kronik baş ağrısı olanlara uygun olmayabilir.
Kas veya eklemlerde ağrınız varsa doktorunuz öncelikle ibuprofen, ketoprofen, ve piroksikam gibi topikal NSAID’leri denemenizi
önerebilir çünkü bunlar tabletlerden daha az yan etkiye neden olabilir. Özellikle ellerde ve dizlerde olmak üzere osteoartritin neden
olduğu farklı yerlerdeki ağrı ve iltihap bölgelerinin tedavisinde sıklıkla tavsiye edilirler.
Topikal NSAID’ler, romatoid artrit gibi inflamatuar rahatsızlıkları olan kişiler için yararlı olmayabilir çünkü ağrıları daha
yaygındır.Bununla birlikte, NSAID’lerin romatoid artritin neden olduğu ağrı ve iltihabı hafifletmenin en etkili yolu olduğu
düşünülmektedir.
NSAID’ler mide sorunlarına neden olabilir, bu nedenle doktorunuz muhtemelen midenizdeki asit miktarını azaltmak için omeprazol
veya lansoprazol gibi proton pompası inhibitörü (PPI) adı verilen bir ilacı reçete edecektir.
Selekoksib, etorikoksib gibi bazı NSAID’ler midenize daha nazik olacak şekilde tasarlanmıştır.
Durumunuza bağlı olarak size hastalığı değiştirici anti-romatizmal ilaçlar (DMARD’ler) veya steroidler gibi başka ilaçlar da reçete
edilebilir. Bu ilaçlar, ağrıya neden olan durumu tedavi ederek ağrınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.
Parasetamol kullanıyorsanız NSAID’leri kullanabilirsiniz.
NSAID’leri alma konusunda endişeleriniz varsa bir sağlık uzmanından tavsiye alınız.
Riskler ve yan etkiler
Kanınızı inceltmek için düşük dozda aspirin veya varfarin gibi pıhtılaşma önleyici ilaçlar kullanıyorsanız, diğer NSAID’leri veya bileşik ağrı
kesicileri almaktan kaçınmanız en iyisidir.
Düşük dozlarda bile NSAID’ler aşağıdaki gibi yan etkilere neden olabilir:
• Baş ağrısı, baş dönmesi, mide ağrıları, ishal ve hazımsızlık, kanama, şişmiş ayak bilekleri, işerken sorunlar
• Göğüs ağrıları ve nefes almada zorluk, güneş ışığına karşı döküntü veya hassasiyet.
• NSAID’lerin uzun süreli kullanımı karaciğer, böbrek, kalp ve kan dolaşımında sorunlara neden olabilir.
• NSAID’ler mide sorunlarına neden olabilir ve bu yan etkilerin azaltılmasına yardımcı olmak için yiyecek veya sütle birlikte
alınması en iyisidir.
• 65 yaşın üzerindeyseniz bazı NSAID’ler mide ülseri gelişme riskinizi artırabilir. Mide sorunları yaşama riskiniz varsa veya
NSAID’lerinizi aldıktan sonra mide ağrınız varsa doktorunuzla konuşun.
• Temmuz 2015’te FDA, hem reçeteli hem de reçetesiz satılan NSAID’lerin potansiyel kalp krizi ve felç riskini belirtmek için
uyarı etiketlerini güçlendirmesini istedi. Risk, ilacın daha yüksek dozlarıyla artar. Ayrıca kanamalı mide ülseri gelişme olasılığı da vardır.

NSAID’ler yan etkilere neden olabilir ve uzun süreli kullanımları bir sağlık uzmanı tarafından izlenmelidir. Herhangi bir yan etkiyle
karşılaşırsanız ağrı kesici almayı bırakın ve doktorunuzla konuşun.
2-Anestezikler
Bu tür ağrı kesicilerin, sinir uyarılarının vücudun bir kısmından ağrı hissinin yaratıldığı beyne iletimini geçici olarak engelleyerek
çalışırlar. Operasyonlar sırasında ve ağrılı durumların giderilmesinde kullanılır.
Bilinen anestezikler: lidokain, benzokain, novokaindir.
Sinir hücresi zarı üzerinde birikerek geçirgenliğini azaltırlar. Yani sinir membranı felç eder ve bunun sonucunda sinirler arasında iletişim
kaybolur. Beyne ağrı olduğuna dair bilgi verecek sistem iptal edilir.
İletim farklı düzeylerde kesilebilir. Mesela jeli uygularken sadece ağrı reseptörleri bloke edilir, ancak spinal anestezi vücudun alt
kısmının tamamını kapatır.
3-Opioid analjezikler
Opioid analjezikler akut ağrıyı, kanser ağrısını ve yaşamın sonundaki ağrıyı hafifletmek için en güçlü ilaçlardır. Ağrı hissini düzenleyen
opioid reseptörlerine bağlanırlar. Omurilikte, beyinde, midede ve akciğerlerde birçok reseptör bulunmaktadır.
Eylem prensiplerine göre vücudumuzdaki endorfinleri taklit ederler. Opioid reseptörlerine bağlanırlar ve sinyallerin omurilikten beyne
iletilmesini engellerler. Reseptörlerine bağlantıları ne kadar güçlü olursa ağrı kesici etkisi de o kadar güçlü olur.
Bu ilaçlarda en büyük sorun, opioidlerin bağımlılık yapmasıdır. Dışarıdan endorfin alındığı için vücudumuz daha az endorfin üretmeye
başlar, bu nedenle bağımlılık ortaya çıkar. Doktorlar bunları mümkün olan en küçük miktarlarda kullanır ve dozajı çok dikkatli bir şekilde
artırır.
Bağımlılığın yanı sıra birçok yan etkisi de vardır: solunum yavaşlanması, uyuşukluk, kaşıntı, mide bulantısı, düşük tansiyon ve sonrasında
ortaya çıkabilecek olası depresyon belirtileri.
Tıpta kullanılan opioid analjezikler: kodein, tramadol, hidromorfon, morfin, oksikodon, fentanil. Potansiyel riskler nedeniyle bu ilaçlar
reçetesiz satın alınamıyor.
Örnekler şunları içerir:
• Kodein (Fenokodin)
• Fentanil  (Abstral 100 mcg dilaltı tablet;)
• Oksikodon (Oxopane 10 mg kapsül)
Opioid bantları.

Morfin gibi düşük dozda bir opioid denediyseniz ve hala ağrınız varsa, doktorunuz size opioid bantlarıyla bir tedavi yöntemi reçete
etmeyi düşünebilir. Genellikle birkaç günlük bir süre içinde vücuda yavaş yavaş salınan buprenorfin veya fentanil içerir.
Doktorunuz tarafından aksi söylenmedikçe, bir seferde yalnızca bir tane takmalısınız.
Yamanın yapıştırıldığı alanı sıcak su şişesi, elektrikli battaniye veya ısı yastıkları gibi herhangi bir ısı kaynağından veya güneş ışığından
uzak tutmalısınız. Bunun nedeni, ısının çok fazla ilacın kan dolaşımına çok hızlı bir şekilde salınmasına neden olabilmesidir.
Riskler ve Yan etkiler
Opioid analjezikler aynı yan etkilerin ve komplikasyonların çoğuna neden olabilir. Bu yan etkiler şu şekilde sıralanabilir:
• Tuvalete gitme sorunları
•Kaşıntı
• Uyuşukluk ve baş dönmesi
• Konsantre olamamak
• Düşük cinsel istek, azalmış doğurganlık ve erektil disfonksiyon
• Enfeksiyonlarla mücadelede daha fazla zorluk
• Artan ağrı
•Solunum Problemleri.
Tedavi süresince bazı yan etkiler azalacaktır.
Uyku apnesi, astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi solunum problemleriniz varsa opioid ağrı kesici almadan önce
doktorunuzla konuşun.
Opioidleri diazepam, temazepam veya alkol gibi sakinleştirici ilaçlarla birlikte almak, kendinizi uykulu, baş dönmesi ve konsantre olamama olasılığınızı artırabilir.
Opioid ilaçlar nöbetlere neden olabilir. Antipsikotik veya antidepresan ilaçlar alıyorsanız, size opioid ilacı olan Tapentadol reçete edilirse nöbet geçirme olasılığınız daha yüksek olabilir.
Opioid ağrı kesiciler bağımlılık yapabilir ve dikkatli kullanılmalıdır. Reçete edilen dozda işe yaramadığını düşünüyorsanız veya bir opioid ağrı kesici kürünü bitirdikten sonra hala ağrınız varsa doktorunuzla konuşun.
Doktorunuz opioid almayı bırakmanızı önerebilir. Bunları ne kadar süredir kullandığınıza bağlı olarak aşağıdakiler de dahil olmak üzere
bazı reaksiyonlarla karşılaşabilirsiniz:
• Titreme veya kas spazmları
• Kaygı, terleme veya huzursuzluk
• Hastalık, ishal veya mide krampları.

Opioid ağrı kesicileri uzun süredir kullanıyorsanız, bunları yalnızca bir sağlık uzmanının rehberliğinde bırakmalısınız çünkü tedavinizi
aniden durdurmak tehlikeli olabilir
Opioidler sıkı bir şekilde kontrol ediliyor çünkü fiziksel bağımlılığa neden olabiliyorlar ve kötüye kullanıma eğilimlilerdir. Doktorların
madde bağımlılığı bozukluğu olarak adlandırdığı sorun hafif, orta veya şiddetli olabilir, dolayısıyla her zaman hemen fark edilemeyebilir.
4-Adjuvan ağrı kesici ilaçlar
Bu ilaçlar başka amaçlar için yaratılmıştır; kendi başlarına ağrıyı dindirmezler. Ancak analjeziklerle kombinasyon halinde etkilerini artırabilir veya yan etkileri hafifletebilirler. Bunlar arasında antikonvülsanlar (gabapentin, pregabalin), trisiklik (amitriptilin, imipramin, klomipramin) ve diğer antidepresanlar bulunur.
HANGİSİ DAHA TEHLİKELİ: AĞRI MI YOKSA AĞRI KESİCİ Mİ?
Bazı insanlar yan etkilerden korkar, bazıları ağrı kesicilere bağımlı olmak istemez, bazıları ise hastalığın ilerlediğini duymaktan
korktukları için doktora ağrıdan bahsetmezler.
Yararlı ve yararsız ağrılar.
Ağrı genellikle evdeki yangın alarmına benzetilir.
İnsanlar evlerine yangın alarmları kurarlar; sonuçta, bir yer alev alırsa, bunu mümkün olan en kısa sürede öğrenmek önemlidir. Eğer “alarmımız” aniden ve bilinmeyen bir nedenle ötmeye başladıysa, “ateşlemenin” kaynağını bulmamız gerekiyor. Ağrılar için de aynı mantık geçerli: Böyle bir ağrının faydası vardır, bize bir sorun olduğuna dair haber verir. Ancak alarmın her akşam evde yaktığınız şömineye tepki vermeye başladığını hayal edin. Böyle bir ”güvenlik sistemi” kullanışlı olmaktan çıkar – yalnızca hayatınızı mahveder ve enerji israfına neden olur.
Aynı şekilde kronik ağrı ve ameliyat sonrası ağrı gibi sebebini bildiğiniz ancak müdahale edemediğiniz ağrıların da çekmenin bir faydası yoktur. Böyle bir acının koruyucu bir işlevi yoktur; kişiyi rutin bir hayat yaşamaktan mahrum bırakır. Bu yüzden bu durumlarda ağrı
kesiciyi kullanmak gerekir.
Peki hangi durumlarda ağrı kesiciyi almalıyız? Hangi durumlarda doktora gitmeliyiz?
Aşağıdaki belirtiler olduğunda:
– ani şiddetli ağrı;
– bir saat içinde geçmeyen veya gün içerisinde şiddeti değişen ağrı;
– dışkıda kan;
– göğüs ağrısı;

– mide bulantısı ve ateşin eşlik ettiği ağrı;
– nefes almada zorluk;
– haftada 2 defa ya da daha sık hissedilen ağrı.
Bunlardan biri veya birkaçı varsa mutlaka doktora muayene olunuz.
Daha önce hiç yaşanmamış şiddetli ağrı, çift görme, kafa karışıklığı ve bilinç kaybı eşlik edebilir, vücudun herhangi bir yerinde his kaybıyla birlikte ağrı – bunlar felç belirtisi olabilir;
Ağrı kesicilerin yemeklerden sonra alınmasının daha iyi olduğunu ve bazılarının, özellikle de steroid olmayan antiinflamatuar ilaçların
(NSAID’ler) mideyi tahriş edebileceğini unutmayınız.
Hangi durumlarda ağrı kesici alınmaz?
– Mide ülseri, gastrit ve benzer mide hastalıklarında ağrı kesici zarar verebilir, bu nedenle ağrı kesici hap almamalısınız.
– Deri hastalıklarına veya alerjisine bağlı ağrılarda ve/veya kaşıntılarda ağrı kesicileri içmek işe yaramayabilir, lokal ağrı kesiciler kullanılmalı.
AĞRI KESİCİ İLAÇLAR BİR SÜRE SONRA ETKİSİNİ KAYBEDER Mİ?
Zamanla, bir analjeziğin giderek daha az etkili hale gelebileceğini görebilirsiniz, buna tolerans denir. Daha yüksek dozlara veya daha sık dozlara ihtiyacınız olabilir ancak yan etkilerden ve bağımlılıktan kaçınmaya dikkat etmelisiniz.
AĞRI KESİCİ YAN ETKİLERİ İÇİN NE ZAMAN TIBBİ YARDIM ALMALIYIM?
Ağrı kesici ilaç kullanıyorsanız ve aşağıdaki deneyimleri yaşıyorsanız derhal tıbbi yardım isteyin:
-Vücudun herhangi bir yerinde döküntü veya şişlik gibi alerjik reaksiyonlar.
-Siyah bağırsak hareketleri (kaka veya dışkı olarak da bilinir).
-Kusmukta kan veya kahve telvesine benzeyen bir şey.
-Görme veya işitmedeki değişiklikler.
-Şiddetli mide ağrısı veya baş ağrısı.
-İdrar yapmada zorluk veya idrarın bulanık ya da rengi solmuş olması.
-Sarımsı cilt veya gözler (sarılık).
-Olağandışı kilo alımı.

AĞRI TEDAVİLERİ NELERDİR?

Ağrının tedavileri nedenleri kadar çeşitlidir. Reçetesiz ve reçeteli ilaçlardan zihin/beden tekniklerine ve akupunktura kadar pek çok yaklaşım var. Ancak konu kronik ağrının tedavisine geldiğinde, hiçbir tekniğin tek başına ağrının tamamen ortadan kalkması garanti edilmez. Tedavi seçeneklerinin bir kombinasyonu kullanılarak rahatlama sağlanabilir.

Ağrıyı tedavi etmenin yolları:
Yaralanma, kaza veya hastalıktan kaynaklanan ağrı, herhangi bir zamanda herkesin başına gelebilir. Kendinizi daha iyi hissetmek için evde birçok şey yapabilirsiniz. Ancak aniden kötüleşirse veya değişirse, özellikle de karıncalanma, uyuşukluk veya yanma varsa veya
denediğiniz hiçbir şey sizi daha iyi hissettirmiyorsa doktora gidin.
1-soğuk kompres
Küçük burkulmalar ve morarmalar için başvurulacak tedavi yöntemidir. Yaraya mümkün olan en kısa sürede buz uygulayın ve elastik bir sargı veya bandajla üzerine baskı uygulayın. Bir kolunuzu veya bacağınızı incitmişseniz, şişmeyi önlemek için kolunuzu kalbinizin üzerinde tutarak dinlenin. Burkulma veya kas incitmeyle birlikte gelen şişlik ve ağrıya yardımcı olabilecek buz uygulayabilirsiniz. Sıcak, nemli olan, çıban, enfeksiyonlu bir kesik veya arpacık (göz kapağınızda kırmızı, ağrılı bir şişliğe neden olan enfeksiyonlu kirpik) gibi birçok enfeksiyonu tedavi etmek için de kullanılabilir.
2-su
Kesikleri ve sıyrıkları temizlemek ve yanıkları tedavi etmek için su kullanın. Bir yanıkla uğraşıyorsanız, mümkün olan en kısa sürede yaralı bölgeyi soğuk suya koyun veya soğuk kompresle örtün. Cildiniz kabarırsa, sıvı sızdırıyorsa, hissini kaybediyorsa veya siyah,
kahverengi veya beyaza dönüyorsa hemen tıbbi yardım alın.
3-sıcak duş veya banyo
Bu, bel ağrısı ve eklem ağrısı gibi kaslarınızı, tendonlarınızı ve kemiklerinizi etkileyen her türlü duruma iyi gelebilir. Bazı ipuçları: İdeal sıcaklık 33 ile 38 C arasıdır. Ilık su, ihtiyacı olan yerlere kan akışının sağlanmasına yardımcı olabilir, bu nedenle bu bölgeleri yavaşça esnetin ve çalıştırın.
Ağrınız kalçanıza veya genital bölgenize yakınsa (örneğin açık yaralar, anal fissürler, hemoroitler) arka kısmınızı ılık suya batırmak kaşıntı, tahriş ve sfinkter kası spazmlarını gidermeye yardımcı olabilir. Küvetinize birkaç santim ılık su koyun ve günde iki veya üç kez 20
dakika oturun.
4-güneş gözlüğü
Migren veya diğer hastalıklar nedeniyle ışığa duyarlıysanız bunlar yardımcı olabilir. Ayrıca gözlerinizi polen, toz ve küfün neden olduğu kaşıntı ve tahrişten koruyabilirler.
5-meditasyon
Acınız devam ederse, bu zihinsel disiplin onu yönetmenize yardımcı olabilir. Nefesiniz gibi basit bir şeye odaklanarak zihninizi düşüncelerden arındırırsınız. Tek başına veya ilaçla birlikte etkili olabilir.

6-fizik tedavi
Çoğunlukla kronik ağrı için veya bazı ameliyat veya yaralanmalardan sonra kullanılan bu yöntem aynı zamanda ayak bileği burkulması veya kas çekilmesi gibi durumlardan kaynaklanan ağrıları da tedavi edebilir. Sizin için doğru rutin hakkında doktorunuzla konuşun.
7-aerobik egzersizi
Düzenli olarak aerobik egzersiz yapan (örneğin bisiklet sürmek veya koşmak) kişilerin belirli türde ağrılara yakalanma olasılıkları daha düşüktür. Ve eğer yaralanırlarsa bununla daha iyi başa çıkabilirler. Bu tür bir egzersiz için yeterince sağlıklı olduğunuzdan emin değilseniz doktorunuza danışın.
AĞRI KESİCİLERİN VE NSAID’LERİN DİĞER TEDAVİLERE ETKİSİ
Artrit ve ilgili rahatsızlıkları olan birçok kişinin, durumlarının altında yatan nedeni tedavi eden ilaçların yanı sıra ağrı kesici veya NSAID alması gerekecektir. Aldığınız kombinasyon ve bunları aldığınız süre, durumunuza bağlı olacaktır.
Romatoid artrit gibi inflamatuar artrit türleri için, doktorlarınız tedaviye metotreksat gibi hastalık değiştirici bir anti-romatizmal ilaç
(DMARD) ile başlamanızı önermelidir.
DMARD’lar ağrınızı hemen durdurmaz, ancak işe yaramaya başladıklarında ağrı kesici ilaçlarınızı azaltmalı veya durdurmalısınız.
Gut hastalığınız varsa, bir atağın neden olduğu ağrı ve şişlikle başa çıkmak için size anti-inflamatuar ilaç kolşisin veya bir NSAID reçete edilebilir. Aspirin gutunuzu daha da kötüleştirebilir. Daha fazla gut atağı geçirme riskini azaltmak için uzun vadede allopurinol (Ürikoliz 300 mg film kaplı tablet) gibi başka bir ilaç almanız gerekebilir.
Elinizde veya dizinizde osteoartrit varsa, ağrı kesici almanın yanı sıra, etkilenen eklemleri günde birkaç kez tedavi etmek için kapsaisin kremini kullanabilirsiniz.
Başka rahatsızlıklar için ilaç alıyorsanız olası etkileşimler hakkında doktorunuzla veya eczacınızla konuşmalısınız.
Bitkisel ilaçlar, vitaminler ve takviyeler gibi tamamlayıcı tedaviler, ağrı kesiciler ve NSAID’lerle aynı şekilde test edilmediğinden, bunların birlikte alınmasının güvenli olup olmadığını söylemek zordur. Reçeteli ilacınıza başlamadan önce, sizi tedavi eden sağlık uzmanına, tamamlayıcı tedaviler, bitkisel ilaçlar, vitaminler veya takviyeler de dahil olmak üzere, aldığınız diğer ilaçları her zaman bildirmelisiniz.
ALKOL
Ağrı kesici veya NSAID alan çoğu kişi aşırıya kaçmadan alkol içebilir. Alkol bazı ağrı kesicilerin ve NSAID’lerin yan etki riskini artırabilir.
Alkol tüketimi hakkında ne yazdığını görmek için ilacınızla birlikte gelen broşürü okumak iyi bir fikirdir.
Opioid ağrı kesicilere yeni başladıysanız veya dozunuz artırıldıysa, ilacınıza karar verene kadar alkol almamanız önerilir. Alkol ve opioid ağrı kesiciler konsantrasyonunuzu etkileyebilir ve uykunuzu getirebilir. Araba veya makine kullanıyorsanız alkolden uzak durmanız tavsiye edilir.

Haftada 14 birimden fazla alkol tüketilmemesi yönündeki hükümet kurallarına uymak ve birimleri haftaya yaymak en iyisidir. Haftanın iki veya üç gününü alkol içmeden geçirmek sizin için iyidir.
Herhangi bir endişeniz varsa doktorunuzla veya eczacınızla konuşun.
Doğurganlık, hamilelik ve emzirme:
Bir aile kurmayı planlıyorsanız veya hamile kalırsanız, ilaçlarınızı mümkün olan en kısa sürede doktorunuzla konuşmalısınız.
Parasetamol genellikle hamileyseniz veya emziriyorsanız önerilen ağrı kesici seçenektir, ancak herhangi bir ilaç hakkında sağlık uzmanınızla konuşmak iyi bir fikirdir.
NSAID’ler, doktorunuz tarafından almanız tavsiye edilmediği sürece, özellikle 30 haftadan sonra hamilelikte genellikle önerilmez.
Nadir durumlarda düşük doz aspirine hamilelik sırasında da devam edilebilir, ancak aşağıdakiler de dahil olmak üzere ciddi durumlar için yalnızca uzman bakımı altında devam edilebilir:
-Yüksek tansiyon
-Lupus gibi diğer bazı uzun vadeli durumlar.
-Emziriyorsanız NSAID’lerin alınması güvenli kabul edilir.
Düşük doz antidepresanların hamilelik sırasında güvenli olduğu düşünülmektedir.
Parasetamol ve opioid ağrı kesiciler hamilelikte kullanılabilir ancak bunları düzenli veya uzun süre kullanmamanız tavsiye edilir.
Hamilelikte opioid almak bebeğinizin nefes alma sorunları yaşaması, yoksunluğun acı verici etkileri yaşaması riskini artırabilir ve gelecekte beyin fonksiyonlarını etkileyebilir. Sadece bir doktorun rehberliğinde alınmaları gerekir.
Emziriyorsanız dihidrokodein gibi bazı düşük doz opioidlerin güvenli olduğu kabul edilir, ancak kodein içeren herhangi bir ilaçtan kaçınmalısınız.
Bir süredir her gün opioid kullanan hamile bir kadınsanız, doktorunuzla konuşmadan aniden bunları kullanmayı bırakmamalısınız.
Opioidleri doktorunuzun veya ebenizin yardımı olmadan bırakmak özellikle de düşük yapmaya neden olabileceği ilk üç aylık dönemde ve doğum komplikasyonları ve ölü doğum riskini artırabileceği son üç aylık dönemde kendiniz ve çocuğunuz için tehlikeli olabilir.
DİĞER TEDAVİ SEÇENEKLERİ
1-Bazen belirli bir organ veya vücut bölgesinde ağrıya neden olan bir grup sinir, lokal ilaçlarla bloke edilebilir. Sinirleri uyuşturan bu maddenin enjeksiyonuna sinir bloğu denir. Sinir blokajlarının pek çok çeşidi mevcut olmasına rağmen bu tedavi her zaman uygulanamaz. Çoğu zaman engellemeler mümkün değildir, çok tehlikelidir veya soruna yönelik en iyi tedavi yöntemi değildir. Bu tedavinin sizin için uygun olup olmadığı konusunda doktorunuz size tavsiyede bulunabilir.
2-Hasta kontrollü analjezi (PCA), ağrı kontrolünün başka bir yöntemidir. Hasta, bilgisayarlı bir pompanın üzerindeki bir düğmeye basarak, opioidlerle aşılanmış ağrı kesici ilacın önceden ölçülmüş dozunu kendi kendine uygulayabiliyor. Pompa, ilacın damar içine (damar içine), deri altına (derinin hemen altına) veya omurga bölgesine enjekte edilmesini sağlayan küçük bir tüpe bağlanır. Bu genellikle hastanede travma sonrası veya cerrahi sonrası ağrının yanı sıra terminal kanser ağrısındaki ağrıyı tedavi etmek için kullanılır.
3-Tetik nokta enjeksiyonu, tetik noktaları içeren kasın ağrılı bölgelerini veya kaslar gevşemediğinde oluşan kas düğümlerini tedavi etmek için kullanılan bir prosedürdür. Bu prosedür sırasında, bir sağlık uzmanı küçük bir iğne kullanarak tetik noktaya bazen steroid
içeren bir lokal anestezik enjekte eder (bazen steril tuzlu su enjekte edilir). Enjeksiyon ile tetik nokta etkisiz hale getirilir ve ağrı hafifler. Genellikle kısa bir tedavi süreci kalıcı bir rahatlama ile sonuçlanacaktır. Tetik nokta enjeksiyonu kol, bacak, bel ve boyundaki kas ağrısını tedavi etmek için kullanılır. Ayrıca bu yaklaşım, diğer tedavilere yanıt vermeyen fibromiyalji, gerilim tipi baş ağrıları ve miyofasyal ağrı sendromunun (kası çevreleyen dokuyu içeren kronik ağrı) tedavisinde
de kullanılmıştır.
4-Onabotulinumtoxina (Botox), sinirlerden kaslara giden sinyalleri engelleyen bir toksindir. Kronik migren baş ağrılarını hafifletmek için de enjekte edilebilir. Prosedür, her 12 haftada bir baş ve boyun çevresine birden fazla enjeksiyon yapılmasını içerir ve ağrıyı üç aya kadar hafifletebilir.
5-Cerrahi İmplantlar
Standart ilaçlar ve fizik tedavi yeterli ağrı giderme sağlayamadığında, ağrıyı kontrol etmenize yardımcı olacak cerrahi implant adayı olabilirsiniz. Nadiren de olsa kullanıldıkları zaman, ağrıyı kontrol altına almak için iki ana implant türü vardır:
A- İntratekal İlaç Dağıtımı: Ayrıca infüzyon ağrı pompaları veya omurga ilaç dağıtım sistemleri olarak da adlandırılır. Cerrah derinin altında ilaç pompasını alabilecek büyüklükte bir cep açar. Pompa genellikle yaklaşık bir inç kalınlığında ve üç inç genişliğindedir. Cerrah ayrıca ağrı kesici ilacı pompadan omuriliğin etrafındaki intratekal boşluğa taşıyan bir kateter de yerleştirir. İmplantlar, morfin veya kas gevşetici gibi ilaçları doğrudan ağrı sinyallerinin iletildiği omuriliğe iletir. Bu nedenle intratekal ilaç verilmesi, hapların gerektirdiği dozun çok küçük bir kısmı ile önemli ölçüde ağrı kontrolü sağlayabilmektedir. Ayrıca sistem, ağrıyı kontrol etmek için daha az ilaca ihtiyaç duyulduğundan, ağızdan alınan ilaçlara göre daha az yan etkiye neden olabilir.
B-Omurilik Stimülasyon İmplantları: Omurilik stimülasyonunda, ağrı sinyallerinin beyne ulaşmasını engellemek için omuriliğe veya belirli sinirlere düşük seviyeli elektrik sinyalleri iletilir. Bu yöntem özellikle sırt ve uzuv ağrılarında kullanılmaktadır. Bu prosedürde, elektrik
sinyallerini ileten bir cihaz cerrahi olarak vücuda implante edilir. Akımı kapatıp açmak veya sinyallerin yoğunluğunu ayarlamak için hasta tarafından uzaktan kumanda kullanılır. Bazı cihazlar hoş, karıncalanma hissi olarak tanımlanan bir duyguya neden olurken diğerleri bunu yapmaz.
İki çeşit omurilik stimülasyon sistemi mevcuttur. Kısmi ve tamamen implante edilmiş üniteler. Daha yaygın olarak kullanılan ünite tamamen implante edilir. İkinci sistemin anteni ve vericisi vücudun dışına taşınırken, alıcı vücudun içine implante edilir.
6-Daha yaygın olarak TENS olarak adlandırılan transkutanöz elektriksel sinir stimülasyon terapisi, ağrıyı azaltmak için elektriksel stimülasyonu kullanır. İşlem sırasında, ağrı kaynağının yakınındaki cilde yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla düşük voltajlı elektrik akımı iletilir. Elektrotlardan gelen elektrik, etkilenen bölgedeki sinirleri uyarır ve beyne normal ağrı sinyallerini ”karıştıran” sinyaller gönderir.
TENS ağrılı değildir ve diyabetik nöropati gibi ağrıları maskelemek için etkili bir tedavi olabilir. Ancak Amerikan Nöroloji Akademisi (AAN), kronik bel ağrısı için TENS’in etkili olmadığını ve tavsiye edilemeyeceğini söylüyor.
7-Biyoelektrik Terapi
Biyoelektrik terapi, beyne giden ağrı mesajlarını bloke ederek ağrıyı hafifletir. Biyoelektrik terapi ayrıca vücudun, ağrı mesajının beyne iletilmesini engelleyerek ağrılı duyuları azaltan veya ortadan kaldıran endorfinler (endorfinler egzersizle de salınır) adı verilen kimyasallar üretmesini sağlar. Biyoelektrik terapi, sırt ağrısı, kas ağrısı, baş ağrıları ve migren, artrit, TME bozukluğu, diyabetik nöropati ve skleroderma gibi ağrıya neden olan birçok kronik ve akut durumu tedavi etmek için kullanılabilir. Biyoelektrik terapi geçici ağrı kontrolü sağlamada etkilidir ancak toplam ağrı yönetimi programının bir parçası olarak kullanılmalıdır.
Geleneksel ağrı kesici ilaçlarla birlikte kullanıldığında biyoelektrik tedavi, ağrı çeken kişilerin bazı ağrı kesicilerin dozunu %50’ye kadar azaltmasına olanak tanıyabilir.
8-Egzersiz yapmak
Kısa süreliğine dinlenmek ağrıyı hafifletse de, çok fazla dinlenmek aslında ağrıyı artırabilir ve yeniden hareket etmeye çalıştığınızda sizi daha büyük yaralanma riskine sokabilir. Araştırmalar, düzenli egzersizin kas tonusunu, gücünü ve esnekliğini iyileştirerek uzun vadede ağrıyı azaltabileceğini göstermiştir. Egzersiz ayrıca vücudun doğal ağrı kesicileri olan endorfin salınımına da neden olabilir. Bazı kronik ağrı çeken kişiler için bazı egzersizleri yapmak diğerlerine göre daha kolaydır; yüzmeyi, bisiklete binmeyi, yürümeyi, kürek çekmeyi ve
yoga yapmayı deneyin.

9-Psikolojik Tedavi
Acı çektiğinizde öfke, üzüntü, umutsuzluk ve/veya umutsuzluk duyguları yaşayabilirsiniz. Ağrı kişiliğinizi değiştirebilir, uykunuzu bozabilir, işinize ve ilişkilerinize müdahale edebilir. Buna karşılık depresyon ve kaygı, uyku eksikliği ve stres duyguları ağrının daha da kötüleşmesine neden olabilir. Psikolojik tedavi, genellikle ağrıyı ağırlaştıran yüksek düzeydeki fizyolojik stresi azaltarak ağrınızı doğrudan tedavi edebilen güvenli, ilaçsız yöntemler sağlar. Psikolojik tedavi ayrıca ağrıyla ilişkili birçok sorunla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmenize yardımcı olarak ağrının dolaylı sonuçlarını iyileştirmeye de yardımcı olur. Ağrıya yönelik psikolojik tedavinin büyük bir kısmı, hastaların çok zor bir problemle başa çıkma becerilerini kazanmalarına yardımcı olan
eğitimdir.
10-Alternatif terapiler
Geçtiğimiz on yılda birçok insan, zihin-beden terapileri, akupunktur ve bazı besin takviyeleri sayesinde ağrılarından kurtuldu. Diğerleri ağrıyı hafifletmek için masaj, kayropraktik ve osteopatik (kemik) manipülasyon terapileri, terapötik dokunuş, bazı bitkisel tedaviler ve
diyet yaklaşımlarını kullanır. Bununla birlikte, ağrıyı hafifletmek için bu tedavileri destekleyen bilimsel kanıt çok azdır.

11-Zihin-Beden Terapileri, zihnin vücudun fonksiyonlarını ve semptomlarını etkileme yeteneğine yardımcı olmayı amaçlayan tedavilerdir.
Zihin-beden terapileri, rahatlama teknikleri, meditasyon, yönlendirilmiş imgelem, biyolojik geri bildirim ve hipnoz gibi çeşitli yaklaşımları kullanır. Gevşeme teknikleri kronik ağrıya bağlı rahatsızlığın hafifletilmesine yardımcı olabilir. Görselleştirme başka bir değerli ağrı kontrol tekniği olabilir. Aşağıdaki egzersizi deneyin: Gözlerinizi kapatın ve ağrıya şekil, renk, boyut
ve hareket vererek görsel bir imaj yaratmaya çalışın. Şimdi bu görüntüyü yavaş yavaş değiştirmeyi deneyin; onu daha uyumlu, hoş ve daha küçük bir görüntüyle değiştirin.Başka bir yaklaşım, ağrı ataklarınızın ve bunları çevreleyen nedensel ve düzeltici faktörlerin bir
günlüğünü tutmaktır. Olası değişim yollarını keşfetmek için günlüğünüzü düzenli olarak gözden geçirin. Acıyı yaşamın tamamı değil, bir parçası olarak görmeye çalışın.
Elektromiyografik (EMG) biyolojik geri bildirim, kas gerginliğinin ağrınıza nasıl katkıda bulunduğu konusunda sizi uyarabilir ve bunu kontrol etmeyi öğrenmenize yardımcı olabilir. Hipnoterapi ve kendi kendine hipnoz, yeniden odaklanma teknikleri yoluyla ağrıyı
engellemenize veya dönüştürmenize yardımcı olabilir. Eldiven anestezisi olarak bilinen kendi kendine hipnoz stratejilerinden biri, kendinizi transa sokmayı, elinizi ağrılı bölgenin üzerine koymayı, elin gevşemiş, ağır ve uyuşmuş olduğunu hayal etmeyi ve bu hislerin beyindeki diğer acı verici duyguların yerini aldığını hayal etmeyi içerir.
Meditasyon veya yoga gibi rahatlama tekniklerinin düzenli olarak uygulandığında strese bağlı ağrıyı azalttığı gösterilmiştir. Yoganın nazikçe esnetilmesi, vücuda ekstra bir yük getirmeden kasları güçlendirmek için özellikle iyidir.
12-Akupunktur
Akupunkturun, ağrıyı engelleyen kimyasallar olan endorfin salınımını artırarak ağrıyı azalttığı düşünülmektedir. Birçok aku-noktası sinirlere yakındır. Bu sinirler uyarıldığında kaslarda hafif bir ağrıya veya dolgunluk hissine neden olur. Uyarılan kas, merkezi sinir sistemine (beyin ve omurilik) bir mesaj göndererek, ağrı mesajının beyne iletilmesini engelleyen endorfin salınımına neden olur. Akupunktur, baş ağrısı, bel ağrısı, menstruasyon krampları, karpal tünel sendromu, tenisçi dirseği, fibromiyalji, osteoartrit (özellikle dizde) ve miyofasyal ağrı gibi ağrıyla ilişkili birçok durum için eşlik eden bir tedavi olarak yararlı olabilir. Akupunktur ayrıca kabul edilebilir bir alternatif olabilir veya kapsamlı bir ağrı yönetimi programının parçası olarak dahil edilebilir.
13-Kayropraktik Tedavi ve Masaj
Kayropraktik tedavi, sırt ağrısı için en yaygın cerrahi olmayan tedavi yöntemidir. Bazı denemelerde kayropraktik manipülasyon geçiren kişilerde iyileşmeler kaydedildi. Bununla birlikte, tedavinin kronik sırt ve boyun ağrısının tedavisindeki etkinliği, klinik araştırmaların
çoğundan elde edilen ikna edici kanıtlarla desteklenmemiştir. Daha ileri çalışmalar şu anda ağrı yönetimi için kayropraktik bakımın etkinliğini değerlendirmektedir.
Osteopatik doktorlar,  kayropraktikçilerinkine benzer kemik manipülasyon teknikleri konusunda da eğitilirler.
Masaj, ağrı çeken insanlar tarafından, çoğunlukla kronik sırt ve boyun problemlerini yönetmek için giderek daha fazla kullanılıyor. Masaj, kan akışını artırarak stresi azaltabilir ve gerginliği azaltabilir. Bu tedavi aynı zamanda oluşabilecek ve devam edebilecek maddelerin varlığını da azaltabilir. Mevcut veriler, kayropraktik manipülasyonlar gibi masaj terapisinin de sırt ağrısını yönetmede önemli umut vaat ettiğini gösteriyor. Ancak mevcut çalışmaların eksiklikleri nedeniyle masajın ağrı tedavisindeki etkinliğine ilişkin nihai sonuçlara varmak mümkün değildir.
14-Terapötik Dokunuş ve Reiki Şifası
Terapötik dokunuş ve reiki şifasının bireyin kendi kendini iyileştirme süreçlerini harekete geçirmesine ve dolayısıyla ağrıyı azaltmaya yardımcı olduğu düşünülmektedir. Her ne kadar "enerji temelli" olarak adlandırılan bu teknikler gerçek fiziksel temas gerektirmese de, uygulayıcı ile hasta arasında yakın fiziksel yakınlığı gerektirir.
Geçtiğimiz birkaç yılda, bu iyileştirme yaklaşımlarının ağrıyı ve kaygıyı hafifletme ve sağlığı iyileştirme konusundaki etkinliği üzerine yayınlanmış çalışmaları değerlendiren birçok inceleme vardı. Her ne kadar pek çok çalışma anlamlı olumsuz yan etki olmadan faydalı etkiler gösterse de, bu çalışmaların bazılarının sınırlamaları kesin sonuçlara varmayı zorlaştırmaktadır. Ağrı tedavisine yönelik bu yaklaşımların önerilebilmesi için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
15-Besin takviyeleri
Balık yağları ve SAMe gibi besin takviyeleri de bazı fayda kanıtları gösteriyor ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.
16-Bitkisel ilaçlar
Beyaz söğüt kabuğu, şeytan pençesi, kedi pençesi, zencefil ve zerdeçal gibi bunların kullanımını destekleyen bazı kanıtlar olmasına rağmen şifalı otların etkinliği hakkında sonuca varmak zordur. Ağrınızı daha iyi kontrol altına almak için bitkisel preparatlar kullanmaya karar verirseniz doktorunuza şunları söyleyin: Bazı şifalı bitkiler, ağrı veya diğer rahatsızlıklar için aldığınız ilaçlarla etkileşime girebilir ve sağlığınıza zarar verebilir.
17-Ağrı Tedavisinde Diyet Yaklaşımları
Bazı insanlar, diyetteki yağ alımını değiştirmenin ve/veya antiinflamatuar maddeler içeren bitkisel gıdalar yemenin, inflamasyonu sınırlandırarak ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabileceğine inanmaktadır.Çoğunlukla çiğ vejetaryen beslenmenin fibromiyaljisi olan bazı kişiler için yararlı olduğu görüldü, ancak bu çalışma metodolojik olarak güçlü değildi. Adet öncesi semptomları olan kadınlar üzerinde yapılan bir çalışma, az yağlı vejetaryen diyetin, ağrı yoğunluğunun ve süresinin azalmasıyla ilişkili olduğunu ileri sürdü. Diyet değişiklikleri ve artan fiziksel aktivite kombinasyonuyla elde edilen kilo kaybının, osteoartritten muzdarip insanlar için yararlı olduğu
gösterilmiştir.
Yine de diyet değişikliklerinin ağrı tedavisi olarak etkinliğini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Yorumlar

Youtube

[youtube-feed channel=UCE_aLMv273svaKcW_UINhZA subscribetext="Abone Ol" layout="list" num=3]

Eczacı Farkıyla

Eczacı Farkıyla vitamin ve mineraller, ilaçlar, besin destekleri, kozmetik ürünlerle ilgili tüm bilgiler; ve topluma koruyucu halk sağlığı için bilgilendirme ve destek amacıyla sizlerleyiz…